Archive for Temmuz, 2010
Özel Emekli Sandıkları SGK’ya Devrediliyor
Soru: Ben 2002 yılından bu yana çeşitli bankalarda çalıştım. İlk çalıştığım bankanın özel emekli sandığı vardı. Şu anda çalıştığım bankanın da özel emeklilik sandığı var. Arada SSK’lı olarak da başka bankalarda çalıştım. İlk çalıştığım banka yabancılara satıldı ve adı değişti. Bu isim değişikliğinin buradaki süreleri SSK’ya aktarmamda problem yaratma durumu var mı? Özel emekli sandığında çalıştığım günleri şimdiden SSK’ya aktarmak için bir şey yapmam gerekiyor mu?
Hakan SAMSUN Cevap: Bankanın yabancılara satılması, sosyal güvenlik açısından durumunuzu etkilemez. Özel emekli sandığının tüzel kişiliği farklıdır. Günlerinizde bir kayıp olmaz. Zaten özel emekli sandıkları Sosyal Güvenlik Kurumu’na devrediliyor. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 20’nci maddesi hükmünce, bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar ve bunların teşkil ettiği birlikler personeli için kurulmuş olan emekli sandıkları, 1 Ocak 2008 tarihinden itibaren üç yıl içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredilecek (Bakanlar Kurulu’nun üç yıllık süreyi en fazla iki yıl uzatma yetkisi var). Devir tarihi itibarıyla sandık iştirakçileri 4/a sigortalısı (eski adıyla SSK’lı) sayılacaklar. Sandıkların devir işlemleri bittiğinde günlerinizi toplatırsınız. Emekliliğiniz gelmemişse, acele etmenin bir anlamı ve yararı yok. Emekli olmanıza 5-6 ay kalmışsa, aylık bağlama işlemlerinizin uzamaması için, şimdiden hizmetlerinizin birleştirilmesini talep etmenizde yarar var.
Borç yapılandırması borçluyu, Hazine’yi ve belediyeleri rahatlatır
Soru: 1997 yılından itibaren isteğe bağlı Bağ-Kur’luyum. Bu konuyla ilgili af var mı? Yoksa gelecek bir şey var mı? Öztürk BİLEN Cevap: Ortada bir af çalışması yok. Özellikle ödenmeyen sigorta prim borçları, vergi borçları ve belediyelerin topladığı vergiler ve diğer belediye gelirleri borçları için, af kanunu olmasa da yeniden yapılandırma kanunu çıkartılması şart. Çünkü ekonomik kriz nedeniyle çoğu kişi iradesi dışında da olsa prim ve vergi borçlarını ödeyemediler. Bu kişilere borçlarını ödemeleri için bir imkân tanınması gerekiyor. Ceza, yüksek oranlı gecikme zammı ve faiz borçlarının kaldırılarak, yerine enflasyon oranında hesaplanacak gecikme zammının, toplam borcun tutarına göre kademeli olarak taksitlendirilmesine imkân sağlayan bir düzenleme yapılmasında yarar var. Bu düzenlemenin devlete borcu olanları, belediyelere borcu olanları rahatlatacağı gibi, Hazine’yi ve sürekli kaynak sıkıntısı çeken belediyeleri de rahatlatacağına hiç kuşku yok.
Memuriyette 25 yıl hizmet süresini ve 50 yaşı doldurmanız gerek
Soru: Devlet memuruyum. 1 Ocak 1967 doğumluyum. 2 Mayıs 1988’de işe başladım. Ve Emekli Sandığı’na bağlıyım. Ne zaman emekli olacağımı tam öğrenemedim. Yardımcı olursanız sevinirim. Durdu KURNALI Cevap: Emekli olmak için 25 tam yıl fiili hizmet süresi ve 50 yaş şartlarına tabisiniz. Fiili hizmet sürenizi 25 tam yıla tamamlamanız şartıyla 50 yaşınızı dolduracağınız 1 Ocak 2017 tarihinde emekli olabilirsiniz. Emekli Sandığı’ndan aylık alan kız çocuğu yetim aylığı alamaz Soru: Annem babamdan kalan emekli maaşını alıyordu. 83 yaşında 1 ay önce vefat etti. Emekli öğretmenim, aylık maaşım 850 TL ve kocamdan ayrıyım. Acaba babamdan kalan emekli maaşını alma hakkım var mı? E.SAĞLAMOĞLU Cevap: SSK ve Bağ-Kur, emekli aylığı alan kız çocuğuna, ana veya babasından dolayı yetim aylığı bağlamıyor. Emekli Sandığı da kendisinden emekli aylığı alan kız çocuğuna ana veya babasından dolayı yetim aylığı bağlamıyor. Ancak, SSK veya Bağ-Kur’dan emekli aylığı alan kız çocuklarına bağlıyor. Emekli Sandığı’ndan emekli olduğunuzdan, maalesef babanızdan dolayı yetim aylığı alamazsınız. Şayet siz SSK veya Bağ-Kur emeklisi, babanız da Emekli Sandığı emeklisi olsaydı, yetim aylığı alabilirdiniz.
Kıdem tazminatı alıp ayrılabilir 2015’te de emekli olabilirsiniz
Soru: Doğum tarihim 11 Mart 1966, sigortalı işe başlama tarihim 1 Şubat 1988. 18 ay olan askerlik süremi borçlandım. Bugüne kadar 6692 gün prim ödemem var. 16 Temmuz 1998’den beri aynı işyerinde çalışmaktayım. Kendi isteğimle işten ayrılırsam tazminat alabilir miyim? Ne zaman emekli olabilirim? Kemal KILINÇ Cevap: Yaş haddinden emekli olmak için aranan 15 yıl sigortalılık süresi, 3600 gün prim ödeme şartlarını yerine getirip, aylık bağlanması için sadece yaş haddini doldurmadığınızdan kıdem tazminatı alarak işinizden ayrılabilirsiniz. Askerlik yaptığınız tarihi belirtmemişsiniz. Askerliğinizi sigorta başlangıç tarihinden önce yapmışsanız, askerlik borçlanması sigorta başlangıç tarihiniz 18 ay geri götürür ve emekli olmak için 25 yıl sigortalılık süresi, 5300 gün prim ödeme ve 49 yaş şartlarına tabi olmanızı sağlar. Prim ödemeniz yeterli olduğundan, bundan sonra prim ödemeseniz de 49 yaşınızı dolduracağınız 11 Mart 2015 tarihinde emekli olabilirsiniz. Şayet askerliğinizi sigorta başlangıç tarihinden sonra yapmışsanız, 5375 gün prim ödeme ve 50 yaş şartlarına tabi olarak, 50 yaşınızı dolduracağınız 11 Mart 2016 tarihinde emekli olabilirsiniz.
Babanızın askerliği başlangıçtan önceyse 50 gün borçlanmayla bir yıl erken emekli olur
Soru: Babam 5 Ekim 1963 doğumlu. 1 Ağustos 1985’te sigortalı çalışmaya başlamıştır. SSK’ya 2929 gün, Bağ-Kur’a da 4195 gün prim ödemesi var. Son üç yıldır aktif sigortası yatmaktadır. Bu bilgilere göre babam hangi şartlarda ve hangi tarihte emekli olabilir? Erdem ÖZTÜRK Cevap: Sorunuzdan babanızın son üç yıldan beri SSK’ya prim ödediği anlaşılıyor. Babanız 6 ay daha prim ödeyerek, SSK’ya prim ödemesini 3.5 yıla (1260 güne) tamamlaması halinde, SSK’da emekli olmak için 25 yıl sigortalılık süresi, 5300 gün prim ödeme ve 49 yaş şartlarına tabi olur. 6 aydan sonra prim ödemese de 49 yaşını dolduracağı 5 Ekim 2012 tarihinde emekli olabilir. Şayet babanız sigorta başlangıç tarihinden önce askerlik yapmışsa, askerlik süresinin 50 gününü borçlanması halinde, 48 yaşını dolduracağı 5 Ekim 2011 tarihinde emekli olabilir.
Yıllık izin kaç gündür? Yıllık izin süresi hesaplama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesi “İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir.” diye belirtmektedir.
İşçilere verilecek olan yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresine göre değişmekle birlikte aşağıdaki gibi dağılmaktadır.
1. Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara on dört günden,
2. Beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara yirmi günden,
3. On beş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmi altı günden, az olamaz
4857 sayılı İş Kanunu’nun 54’üncü maddesine göre ise “…İşçinin gelecek izin hakları için geçmesi gereken bir yıllık hizmet süresi, bir önceki izin hakkının doğduğu günden başlayarak gelecek hizmet yılına doğru hesaplanır.” Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesine göre ise “İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinin birinci fıkrası ile 54’üncü maddesindeki esaslar ve 55’inci maddesindeki durumlar göz önünde tutularak her işçinin yıllık ücretli izne hak kazandığı tarih … yıllık ücretli izin kayıt belgesine yazılır…”
Bunlara göre; yıllık izin hesabında o işyerinde ilk işe girilen tarihe göre yıllık dönemlerin tamamlanmasına dikkat edilir. Yani, 1 Ocak 2006 başlangıcınıza göre işten çıkarılma tarihiniz 1 Ocak 2009 gününden önce ise bir tam yıllık devreyi tamamlayamadığınızdan 2009 yılı için izin hakkınız olmaz. Değil altı ay, 11 ay, 29 günü tamamlayıp bir yılı tamamlamadan ayrılsanız o yıl için izin hakkınız maalesef bulunmamaktadır.
Peki izin hakkından vazgeçmek mümkün mü?
Hayır, maalesef izin hakkından vazgeçmeniz mümkün değildir.
Emekli için kötü haber
Bir süredir düşük aylık aldığını belirten emeklilerin gözü Anayasa mahkemesindeydi. Ankara 5. İş Mahkemesi’nde görülen bir davanın olumlu neticelenmesi halinde intibak yasasının çıkacağı ve en düşük emekli maaşının 1.200 TL olacağı beklentisi vardı.
Anayasa Mahkemesi, işçi ve Bağ-Kur emeklilerinin emekli maaşları arasındaki farklılığı Yüksek Mahkeme’ye taşıyan Ankara 5. İş Mahkemesi’ni yetkisiz buldu ve başvurusunu iptal etti.
Mahkemenin kararında “Dava konusu kuralların itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkralara ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, 8/3 OYÇOKLUĞUYLA” reddedildiği belirtildi.
Bu kararla intibak yasasının çıkması ve en düşük emekli maaşının 1.200 TL olacağı beklentisi suya düştü.
Daha önce bu köşede (Star-25 Mart 2010 Perşembe) “Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği kararlarda 10. maddeyi nasıl ele aldığının ipuçlarını vermiştir. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10. maddeyle, yasaların uygulanmasında, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle ayırım gözetilmesi mutlak olarak yasaklanmıştır. Aynı durumda olanlara ayrı kurallar uygulanamayacağı gibi ayrı durumda olanlara da aynı kurallar uygulanamayacaktır. Durumları ayrı olanlara ayrı kuralların uygulanması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz denilmiştir….10 yıl önce aynı konuda Anayasa’ya aykırılık olmadığını belirtmiştir.” demiştim.
Henüz Anayasa mahkemesi gerekçeli kararını yayınlamadı. Mutlaka gerekçeli kararında neden böyle bir karar aldığı açıklanacaktır.
Bakalım adli tatil sonrası emeklinin zam ve intibak beklentisi Ankara 5. İş Mahkemesi’nde nasıl değerlendirilecek.
***
SSK günleri başkasına devredile bilir mi?
Okurumuz ömer uysal; “Babamı kaybettim. Babamın SSK prim günlerini annemin üzerine geçirip annem için bir süre daha SSK primi ödeyerek annemi malulen emekli yapabilir miyim?” diye soruyor.
Aslında çok merak edilen ve ilginç bir soru sorumuş okurumuz. Sosyal güvenlik hakkı sigortalının kendisi ile hak sahibi eş, çocuk ve anne-babalarını kapsamaktadır.
Ancak, sigortalının prim gün sayılarının eşi veya anne-babası bile olsa bir başkasına devredilmesi mümkün değildir. Bu nedenle babanızın SSK gün sayısını annenize aktarmanız ve bu şekilde eksik kalan günlerin primini de ödeyerek emekli olmanız mümkün değildir.
Eğer babanızın prim gün sayısı ve sigortalılık süresi yeterli ise annenize ölüm aylığı (dul-yetim aylığı) bağlanabilecektir.
4/a (SSK) sigortalılarının ölümü halinde, ölüm aylığı (dul-yetim aylığı) bağlanabilmesi için, askerlik, yurtdışı borçlanması gibi her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması gerekmektedir.
Eğer, sigorta 1 Ekim 2008’den önce ölmüş ise sigortalıların 5 yıl sigortalılık süresi ve 900 prim gün sayısının hesabında borçlanılan süreler dikkate alınacaktır. Bu çerçevede SGK müdürlüğünden durumunuzu araştırmanız gerekmektedir.
Devre mülkü olan sıfır oranlı emlak vergisinden yararlanamıyor
Soru: Ev hanımıyım. Eşim Bağ-Kur emeklisi. Hiçbir gelirim yok. Oturduğumuz 90 m2 ev benim üstüme. Başka da gayrimenkulüm olmadığından emlak vergisi ödemiyorum. Antalya’da devre mülk olarak kullanılan 50 m2 lik bir dairenin 15 günlük devresi de bana ait. Aynı durumda olan bir arkadaşımın vergi ödediğini öğrendim. 15 günlük devre mülküm nedeni ile oturduğum daire için emlak vergisi ödemem gerekiyor mu? Gerekiyorsa geriye dönük ceza uygulanır mı?
Saniye ÇOŞKUN
Cevap: Türkiye sınırları içine brüt alanlı 200 m2 yi aşmayan tek dairesi olanlardan, hiçbir geliri olmayanlar, özürlüler, şehitlerin dul ve yetimleri ve emekli aylığından başka geliri olmayanların emlak vergisi oranı Bakanlar Kurulunca sıfıra indirildiğinden, emlak vergisi ödemiyorlar. Devre mülk olarak da olsa birden fazla meskene sahip olduğunuzdan sıfır oranlı emlak vergisi uygulamasından yararlanamazsınız. Daireniz için emlak vergisi ödemek zorundasınız. Belediye devre mülkünüzü öğrendiğinde, geriye yönelik emlak vergilerini cezalı olarak ister. Devre mülkünüzü eşinize devrederseniz emlak vergisi ödemezsiniz.
Gazeteciler 1 Ekim 2008 den beri yıpranma alamıyor
Soru: Doğum tarihim 3 Nisan 1968, ilk işe giriş tarihim 11 Ekim 1990 dır. Mayıs 2002 ayına kadar 2 A’lı olarak, yani gazeteci olarak 2210 gün, Mayıs 2002 ayı sonrasında 377 gün 2 A’lı çalıştım. Bu arada normal sigortalı olarak çalıştığım günler de var. 2005 yılı Mayıs- 2008 Ekim arasında isteğe bağlı sigorta primi ödedim. Bu tarihte kesmeme rağmen isteğe bağlı Bağ-Kur’lu yapılmışım. Ben bunu fark ettiğimde 2010 yılı Mart ayıyıydı. 480 günlük Bağ-Kur prim borcunu ödedim. Ayrıca 1996 yılında 150 gün kadar Emekli Sandığı’na bağlı olarak çalıştım. 2010 yılı Mart ayının son iki gününden itibaren de 62 gün normal sigortalı bir işte çalıştım. Bağ-Kur’lu görünen 480 gün ve Emekli Sandığı’na tabi olduğum 150 gün hariç tutulursa, 4394 gün SSK ya prim ödemem var. Bunlar ilave edildiğinde 5024 gün prim ödenmiş gözüküyorum. Ne zaman emekli olabilirim? Daha ne kadar çalışmam gerekiyor.
Nursel MANAV
Cevap: Emekli olmak için; 20 yıl sigortalılık süresi, 5450 gün prim ödeme ve 47 yaş şartlarına tabisiniz. Yeni yasanın yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren gazetecilik, itibari hizmet süresi alan işler arasından çıkartıldı. Yeni yasanın yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihine kadar gazeteci olarak ödediğiniz 2587 gün prim, 646 gün itibari hizmet süresi kazanmaktasınız. İtibari hizmet süresi sigortalılık süresine eklenmekte, yaş haddinden düşmektedir. İtibari hizmet süresi ile sigortalılık süresi şartını yerine getiriyorsunuz. Emekli olacağınız yaşta 47 den, 45 yaş 2 ay 14 güne düşüyor. 426 gün daha prim ödeyerek, 5024 gün olan prim ödemenizi 5450 güne tamamlamanız şartıyla, yaşınızı 45 yaş 2 ay 14 günü tamamlayacağınız 17 Haziran 2013 tarihinde emekli olabilirsiniz.
Anneniz 25 yıl süre 4500 gün prim ödeme ve 58 yaş şartına tabi
Soru: Annem 16 Şubat 1969 doğumludur. İlk işe giriş tarihi 7 Temmuz 2005 dir . Şu anda 1634 gün prim ödemesi var. Yaştan emekli olabilmesi için en az kaç gün isteğe bağlı sigorta yatırılarak yaşını bekleyebilir?
Ayşe AYDENİZ
Cevap: Anneniz SSK da yaş haddinden emekli olmak için; 25 yıl sigortalılık süresi, 4500 gün prim ödeme ve 58 yaş şartlarına tabi. Anneniz son 1260 günü sigortalı bir işte çalışarak olmak üzere, 2700 gün daha prim ödeyerek, 1800 gün olan prim ödemesini 4500 güne tamamlaması şartıyla 25 yıllık sigortalılık süresini dolduracağı 7 Temmuz 2030 tarihinde emekli olabilir. Anneniz 4/b sigortasında(eski adıyla Bağ-Kurda) yaş haddinden emekli olmak için; 15 tam yıl(5400 gün) prim ödeme ve 60 yaş şartlarına tabi. Anneniz, isteğe bağlı olarak 10 yıl daha prim ödeyerek prim ödemesini 15 tam yıla tamamlaması şartıyla, 60 yaşını dolduracağı 16 Şubat 2029 tarihinde Bağ-Kurdan emekli olabilir.
Babanız 2726 gün daha prim ödemeli
Soru: Babam 1963 doğumlu. 1 Temmuz 1982 tarihinden itibaren sigortalı olarak çalışmaya başladı. Bu güne kadar 2424 gün prim ödemesi var. Babamın emekli olması için neler yapmamız gerektiği hakkında bilgi verirseniz sevinirim.
Ümmühan BÜTÜN
Cevap: Babanız emekli olmak için; 25 yıl sigortalılık süresi, 5150 gün prim ödeme ve 47 yaş şartlarına tabi. 2726 gün daha prim ödeyerek, 2424 gün olan prim ödemesini 5150 güne tamamlayacağı tarihte emekli olabilir. Ayrıca, 1176 gün daha prim ödeyerek 2424 gün olan prim ödemesini 3600 güne tamamlaması şartıyla, 2021 de 58 yaşınızı dolduracağı tarihte emekli olabilir.
51 yaşa tabisiniz askerliğinizi borçlanırsanız yaş 50 ye düşer
Soru:9 Haziran 1968 doğumluyum. 1 Kasım 1989 da sigortalı olarak çalışmaya başladım. 6550 gün prim ödemem bulunmakta. Askerlik hizmetimi Şubat 1988 ile Ağustos 1989 tarihleri arasında 18 ay er olarak tamamladım.
1) Ne zaman emekliliğe hak kazanırım?
2)Askerlik borçlanması yaparsam bana getireceği fayda ne olur? Ne kadar ödeme yaparım?
Ahmet TEKİN
Cevap: 1)Emekli olmak için; 25 yıl sigortalılık süresi, 5450 gün prim ödeme ve 51 yaş şartlarına tabisiniz. Prim ödemeniz yeterli olduğundan bundan sonra prim ödemeseniz de, 51 yaşınızı dolduracağınız 9 Haziran 2019 tarihinde emekli olabilirsiniz.
2) 18 ay olan askerlik sürenizi 5375 gün prim ödeme ve 50 yaş şartlarına tabi olur ve 50 yaşınızı dolduracağınız 9 Haziran 2018 tarihinde emekli olabilirsiniz.
Başlangıçta bir gün bile emekli olma şartlarını değiştirebiliyor
Soru: 15 Ekim 1964 doğumluyum. 1985 yılından beri sigortalıyım. 7500 günüm var. Hala kamuda sigortalı çalışıyorum. Haziran 1985 ayında askere gittim. Askerliği yatırsam ne zaman emekli olabilirim?
Kadir YILMAZ
Cevap: Sigorta başlangıcınızı tarih yerine yıl olarak bildirmişsiniz. Oysa bir gün bile emekli olma şartlarını değiştirebiliyor. Sigorta başlangıç tarihiniz 23 Mayıs 1985 ve öncesi bir tarihse emekli olmak için; 25 yıl sigortalılık süresi, 5225 gün prim ödeme ve 48 yaş şartlarına tabisiniz. Prim ödemeniz yeterli olduğundan bundan sonra prim ödemeseniz de, 48 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz.
Şayet sigorta başlangıç tarihiniz 23 Mayıs 1985 ten sonraki bir tarihse emekli olmak için; 25 yıl sigortalılık süresi, 5300 gün prim ödeme ve 49 yaş şartlarına tabi olursunuz. Sorunuzdan sigorta başlangıç tarihinden sonra askerlik yaptığınız anlaşılıyor. Askerlik borçlanması emeklilik şartlarınızı değiştirmeyip, sadece prim gün sayınızı artıracağından borçlanmanıza gerek yok.
25 yıl primle 60, 15 yıl primle 62 yaşı beklemek zorundasınız
Soru: 1983 doğuluyum. 2006 da Tarım Bağ-Kura prim ödemeye başladım. 4 bucuk yıldır yatırıyorum. Kaç yıl pirim yatırmam gerekiyor? Ve kaç yaşımda emekli olabilirim?
Tural ESGEROV
Cevap: İki şekilde emekli olabilirsiniz. 1) 25 tam yıl prim ödeme ve 60 yaş şartlarına tabi olarak. 20 yıl 6 ay daha prim ödeyerek, 4 yıl 6 ay olan prim ödemenizi 25 tam yıla tamamlamanız şartıyla, 2043 de 60 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz.
2)15 tam yıl prim ödeme ve 62 yaş şartlarına tabi olarak. Bu seçenekte, 10 yıl 6 ay daha prim ödeyerek, 4 yıl 6 ay olan prim ödemenizi 15 tam yıla tamamlamanız şartıyla, 62 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz.
Bağ-Kur basamak mağdurları dava açabilirsiniz
2003 yılında Akparti Hükümeti tarafından Bağ-Kur’lulara basamak satın alma imkanı getirildi ve satına alanlardan bir daire parası kadar para alındı. Buna karşın basamak satın alan kişiler emekli olmak istediğinde ise satın aldıkları basamaklardan değil, eski basamak değerlerinden emekli edildiler…
Ali Bey, benim babam Bağ-Kur’da 0387332746 Bağ-Kur ve 28666335908 T.C. kimlik numarasıyla işlem görmekte. Fakat babam basamak satın alarak 12.basamaktan 20. basamağa yükselerek ve 20.basamaktan sonra da 3 yıl prim ödedikten sonra 03.09.2007 tarihinde 21.basamaktan emekli aylığı almaya hak kazandı. Ama görmekteyiz ki 2000 yılından önce 21.basamaktan emekli olanlar 1300 TL civarında emekli maaşı alırken babam 1000 TL emekli maaşı almakta. Aradaki farka bakıldığında % 30’ları bulmakta. Bizler Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından bir düzeltme bekledik fakat bununla ilgili ciddi bir çalışma ortaya konulmadı. Mağduriyetimiz halen devam etmekte. Bizde sizlere başvurarak sizlerinde tavsiyesi ile hakkımızı hukuki yolla aramak istiyoruz. Bizlere tavsiyeniz nedir ve ne önerirsiniz? Nasıl bir yol izlemeliyiz? Aziz Ok
Sayın okurum, Bağ-Kur’dan ilk olarak 1997 yılında Erbakan Hükümeti esnasında sonra da 2003 yılında Akparti hükümeti esnasına basamak satın alma uygulaması getirilmiştir. 1997 yılında basamak satın alanlar mağduriyet yaşamamışlar ve o zamanki kanun gereğince son basamak üzerinden emekli aylığı bağlandığından emekli aylıklarını tam olarak almışlardır.
***2003 yılı basamak satın alanları mağdurdur
1 Ocak 2000 günü Bağ-Kur’dan emekli olanların emekli aylığı hesaplama yöntemi değiştirilmiştir. 2000 öncesindeki emekli aylığı hesaplama sisteminde son basamak gelirinin yüzde 70’i oranında aylık hesaplanırken, 01.01.2000 sonrasında ikili yönteme geçilmiştir. 2000 öncesi dönem için sigortalının 31.12.1999 günü bulunduğu basamak geliri üzerinden hesaplama yapılması, 2000 ve sonrası dönemim emekli aylığı için ise 2000 ve sonraki yıllarında basamak ortalama değeri üzerinden emekli aylığı hesaplamasına geçilmiştir.
Mesela, babanıza 8 basamak satan Bağ-Kur, sizden satın alma bedeli alırken 1982 yılındaki 6 ıncı basamakta değil de 14 üncü basamakta olsaydınız kaç para ödemeniz gerektiğini ay bey ay bulup size borç çıkardı.
Ancak, iş emekli aylığı hesabına gelince arttırılmış basamak üzerinden değil eski basamaklar üzerinden emekli aylığı hesapladı.
| Basamak Sayısı | Gerçekleşme Tarihi | Olması gereken basamak sayıları |
| 6 | 20.04.1982 | 14 |
| 7 | 01.03.1998 | 15 |
| 8 | 01.10.1999 | 16 |
| 9 | 01.10.2000 | 17 |
| 10 | 01.10.2001 | 18 |
| 11 | 01.10.2002 | 19 |
| 12 | 01.10.2003 | 20 |
| 20 | 01.09.2004 | 20 |
| 21 | 01.09.2006 | 21 |
***Doğru basamaklar alınmadı
Yine babanızın emekli aylığı hesaplanırken, emekli aylığında en önemli yıl olan 1999 yılındaki basamağını 16 alması gerektiği halde, 8 olarak dikkate aldı. Öte yandan, 2000 ve sonrası basamak ortalamasını da 17,18,19,20 ve 21 inci basamakların gelir ortalamasını alması gerektiği halde, emekli aylığı hesabında 9,10,11,12,20 ve 21 inci basamağın gelir ortalamasını aldı. İşte bu sebeple de basamak satın alıp yüklü miktarda ödeyerek mağdur edildiğiniz gibi bir de arttırılan basamaklardan değil eski basamaklardan emekli edildiğiniz için aylığınız yarı yarıya düştü.
***Durumu dava etmeniz gerekir
Hemşehrileri de Bağ-Kur basamak mağduru olan Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün direktifleri ile zamanın SGK Başkanı Birol Aydemir konuya çözüm getirmeye çalıştı ama Bağ-Kur bürokrasisini aşıp bunu başaramadı. Şimdi tek bir çare var dava açmak. Davanızı emekli olduğunuz ilin iş mahkemesinde açacaksınız.
Şehit ve gaziliğe yeni düzenleme getirildi
Terör olayları sebebiyle kimin şehit kimin şehit değil veya sağ iseler kimin gazi kimin gazi olmadığı konusunda eski adıyla Emekli Sandığı yeni adıyla SGK ile komutanlıklar arasında muhalefet oluşmaktaydı. Mesela, bir askeri müdahale için intikal esnasında meydana gelen patlamalar sonrası vefat edenleri, SGK terör sebebiyle olmadı diye şehit saymayıp, Terörler Mücadele Kanunu kapsamında gelir ve tazminat ödemiyordu. Şimdi, aşağıdaki yeni düzenleme ile bu soruna da 9 Haziran 2010 günü TBMM tarafından kabul edilen 6000 sayılı çözüm getirildi.
İlgili madde; “8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 77 nci maddesinin birinci fıkrasına “12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 24/2/2000 tarihli ve 4536 sayılı Denizlerde ve Yurt Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanun” ibaresi eklenmiş ve aynı fıkrada yer alan “birlik halinde intikaller sırasında” ibaresi “birlik halinde intikaller veya mayın dahil patlayıcı madde arama ve temizleme faaliyetlerinin bilfiil yapılması sırasında” şeklinde değiştirilmiştir.
Kıdem tazminatı kalkacak mı?
Kıdem tazminatının akıbetiyle ilgili tartışmalar yaklaşık yedi yıldır devam ediyor. 2003 yılında yeni İş Kanunu kabul edilirken, kıdem tazminatı yerine kıdem tazminatı fonu kavramına yer verildi. Ancak fon kuruluncaya kadar eski İş Kanunu’nun kıdem tazminatına ilişkin hükümlerinin yürürlükte olacağı hükme bağlandı. Yani er veya geç kıdem tazminatı fonuna geçileceğini yasayla taahhüt etmiş durumdayız.
Mevcut uygulamadan kıdem tazminatı fonuna geçiş hakkında iki ayrı görüş mevcut. Fon kurulmasına taraftar olanlar, mevcut uygulamanın çok da verimli işlemediği ve istihdamı caydırdığı görüşündeler. Fona karşı olanlar ise neo-liberal politikaların sürekli bir biçimde emekçinin haklarını işveren lehine törpülediğini, fon uygulamasıyla çalışanların hayallerini süsleyen kıdem tazminatının ellerinden alınacağı görüşünü savunuyorlar.
Fon zaten uygulanıyor
Esasında büyük ölçekli kurumsal işletmeler zaten kıdem tazminatı fonunu uyguluyor. Hatta kendi bünyelerinde oluşturdukları bu fonu, mali tablolarında ‘kıdem tazminatı karşılıkları’ şeklinde de gösteriyorlar. Emekli olan ya da işten ayrılan çalışanlarına tazminat ödemesini bu fondan yapıyorlar.
Gelelim küçük ve orta ölçekli işletmelere yani KOBİ’lere. Ülkemizdeki istihdamın yaklaşık %65′ini sağlayan bu işletmeler, kıdem tazminatı ödemelerinde ciddi sıkıntı yaşıyorlar. Bu işletmeler kaynak planlaması ve özellikle insan kaynağı planlamasında yetersiz kaldıklarından, kıdem tazminatı ödememek için kendilerine göre yöntemler geliştiriyorlar. Bunlar;
· Mecburi olmadıkça yeni eleman almadan mevcut çalışanlarla işi götürmeye çalışıyorlar. Bu da mesai saatlerinin çok fazla uzamasına sebep olduğu gibi işsizliği de besliyor.
· Kıdemli çalışanları işten çıkarırken, bir şekilde tazminatsız çıkarmamın yollarını arıyorlar. (Baskı, yıldırma, açığa imza gibi.)
· İşi daha da ileri götürüp, çalışanların işvereni durumundaki şirketin içini boşaltarak, kıdem tazminatlarını ödenemez hale getirenler oluyor.
· Çalışanların kıdemlerinin artışını önleme adına, personel devir hızını yükseltiyorlar. Yani mümkün olduğunca kısa sürede eleman değiştiriyorlar. Bu da bir yandan firma verimliliğini düşürürken, diğer yandan da friksiyonel (devrevi) işsizliği artırıyor.
· Mümkün olduğunca taşeronlaşmaya giderek, kıdem tazminatı başta olmak üzere her türlü yükümlülüğü taşerona devretme eğilimindeler.
Görüldüğü üzere mevcut kıdem tazminatı uygulaması büyük işletmelerce zaten fon gibi uygulanırken, KOBİ’ler yönüyle en büyük zararı çalışanlar ya da işsizler görüyor. Şu halde fona ya da alternatif başka bir sisteme geçiş kaçınılmaz görünüyor. Ancak yeni sisteme geçilirken halihazırda kazanılmış hakların tamamen korunması ve çalışanın sadakatini teşvik eden bir yapı kurulmasına dikkat edilmesi gerekiyor.
Eşim nereden emekli olabilir?
Soru: Sadettin Bey, eşim Sevil Teke 01.08.1994 SSK girişli, 2 ay SSK ödedikten sonra bugüne kadar hep isteğe bağlı ödedik, halen ödüyoruz. Yalnız 1.10.2008′den sonra 1260 gün olmadı. Eşimin doğum tarihi 08.07.1956 ve şu an 5690 günü var. 1260 günü geçersek Bağ-Kur’dan kısmi aylık bağlanır mı? Bağlanırsa kaç yaşında emekli olur? SSK’dan (4/a) ne zaman emekli olur? Şahin Teke
Cevap: Değerli okurum, eşiniz SSK’dan hem normal hem de yaştan emeklilik için gerekli prim gününü doldurmuş. 20 yıllık sigortalılık süresini dolduracağı 01.08.2014 tarihinde normal yolla, 56 yaşını dolduracağı 08.07.2012 tarihinde ise yaştan emekli olur. Eğer primleri tabandan ödediyseniz, bundan sonra prim ödemeyi kesip, 2012′de yaştan emekli olmasını tavsiye ederim. Zira tabandan ödeyenler için normal emeklilikle yaştan emeklilik arasında maaş farkı bulunmuyor.
Engelli emekliliğinde asgari oran
Soru: Sadettin Bey, ben 01.07.1962 doğumluyum. 01.10.1985 tarihinde işe girerek ilk defa SSK’lı oldum.Bu şekilde yaklaşık 600 gün prim ödendi. 01.01.1999 tarihinden itibaren isteğe bağlı SSK’lı olarak primlerimi ödüyorum. Şu an yaklaşık 4600 gün primim var. Ayrıca %32 özürlü raporum var. Bu durumda ne zaman ve ne şekilde emekli olabilirim? Özür durumumun bana bir faydası olur mu?
Ethem Aynalı
Cevap: Değerli okurum, mevcut özür oranınız ile özürlü olarak erken emekli olmanız mümkün olmaz. Ancak bu oran %40′ın üzerinde olsaydı, 1991 yılından önce çalışmaya başladığınız ve 15 yıl-3600 gün şartını da yerine getirdiğiniz için hemen emekli olabilirdiniz. Özürlü emekliği ile erken emekli olabilmek için asgari özür oranı %40′tır. Bu oranın altındakiler özürlü sıfatıyla değil, normal emekli olurlar. Buna göre isteğe bağlı sigortaya devam ederseniz 9000 günü tamamlayarak emekli olursunuz. Ancak bundan sonra bir işyerinden sigortalı olur ve prim gününüzü 5300 güne tamamlarsanız, tamamladığınız tarihte emekli olursunuz.
Yetim aylığı aktarılır mı?
Soru: Sadettin Bey ben ve kardeşim vefat eden SSK’lı babamdan dolayı yetim aylığı alıyoruz. Bizden birisi evlendiği takdirde aylığımız kesilir mi ya da evlenen kişinin maaşının bir diğerine aktarılması gibi bir durum söz konusu olabilir mi? Örneğin bana bağlanan %25 oranındaki yetim aylığı %50′ye çıkar mı? Sinem Taşkın
Cevap: Değerli okurum, sizden biriniz evlenirse almakta olduğu yetim aylığı kesilir. Ayrıca kardeşinizden kesilen aylığın size veya sizden kesilen aylığın kardeşinize aktarılması söz konusu olmaz. Bunun yanında sizin veya kız kardeşinizin evlenmesi durumunda, almakta olduğunuz aylıkların 2 yıllık tutarı peşin olarak evlenme (çeyiz) yardımı şeklinde ödenir.
Yaşımı büyütsem erken emekli olabilir miyim?
Soru: Sadettin Bey, ben emeklilik için gerekli prim günü ve sigortalılık süresini (25 yıl) doldurdum. Şu an sadece yaşı bekliyorum ve yaklaşık 4 yılım var. Bu arada ben yaşımı büyütsem, erken emekli olabilir miyim? Emeklilikte yeni yaşım dikkate alınır mı? Metin Iraz
Cevap: Değerli okurum, sosyal güvenlik sistemimizde, sisteme giriş yaptıktan sonra yapılan yaş düzeltmeleri dikkate alınmaz. İlk defa çalışmaya başladığınızda nüfus kütüğündeki yaşınız neyse, emeklilikte o dikkate alınır. Yani yaşınızı büyütmeniz, sizi erken emekli etmez.
İbraname imzaladım, geçerli midir?
Soru: Sadettin Bey, beni ihbarsız işten çıkardılar ve ne ücretimi ne de kıdem/ihbar tazminatlarımı ödemediler. Üstelik bütün bu alacaklarımı aldığıma dair bir belge imzalattılar. Bu imzalatılan belge geçerli midir? Bana ne önerirsiniz? İsimsiz.
Cevap: Değerli okurum, sizin başınıza gelen durum maalesef çalışma hayatında çok kişinin başına geliyor. Kötü niyetli işverenler, işten çıkardıkları çalışanlarının yasal haklarını vermedikleri halde vermiş gibi belge imzalatıyorlar. İbraname olarak isimlendirilen belge, daha sonra mahkeme aşamasında çalışanlar aleyhine kullanılıyor. Ancak bu belgeler genel olarak acemice düzenlendiğinden, mahkeme safhasında pek dikkate alınmıyor. Şimdi size tavsiyem, öncelikle size en yakın Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne şikâyette bulunun. Müdürlük, şikâyetinizi incelemeye alacak ve işveren nezdinde haklarınızın takipçisi olacaktır. İdari aşamada sorun çözülmezse, Bölge Çalışma Müdürlüğü konuyu kendisi mahkemeye sevk edecektir. Çalışma müdürlüğüne vereceğiniz dilekçede, işveren tarafından ödenmeyen tüm ücret, yıllık izin, mesai gibi haklarınızı ayrı ayrı belirtin.
Memur Yasası için memurlardan tepkiler
Devlet memurlarına ilişkin değişiklikleri konu aldığımız yazılarımıza çok sayıda okur görüşü geldi. Memurların büyük bir endişe içinde oldukları görülüyor. Kimi memurlar torba kanunla yapılan değişikliklerin beklentileri karşılamadığını ileri sürerken, kimi memurlar da iş garantilerinin ortadan kalkması nedeniyle tedirgin olduklarını belirtmiş. Bugünkü yazımızda memurlardan gelen tepkileri yazıyoruz.
***
Yanan izne memur tepkisi
Memurların yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan 10 yıla kadar (10 yıl dahil) olanlar için 20 gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebiliyor. Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabiliyor.
Ancak, birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebiliyor. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşüyor ya da memurların deyişiyle yanıyor. Örneğin, devlet memurlarının 2008 yılına ait izinlerin en geç 2009 yılı sonuna kadar kullanılması gerekiyor. 2010 yılı başında kullanılmayan yıllık izinler yanıyor. İşte memurlar da diyor ki, kullanılmayan izinler yanıyor, bu haksız uygulamanın da değiştirilmesi gerekiyor. Bizden uyarması…
***
Mali hizmet uzmanlarıeşitlik bekliyor
2006 yılından bu yana kamu kurumlarının mali hizmetler birimi/strateji geliştirme birimlerinde görev yapan Mali Hizmetler Uzmanları’nın da beklenti ve eleştirileri var. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na yeni gelen ve uzman maaşlarının eşitlenmesini/iyileştirilmesini de içeren “Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” kariyer meslek olan Mali Hizmetler Uzmanı ve yardımcılarının çıkartılarak, uzmanlar arasında adaletsizlik yapılması eleştirilmiş. Mali Hizmetler Uzmanları da diğer uzmanlarla eşit koşullarda çalışma istiyor. Yoksa uzmanların eşitlenmesi için çıkartılan bu yasa, uzmanlar arası eşitsizliği devam ettirecek.
Kadrosu kaldırılan memura tayin sürprizi
Kadrosu kaldırılan memurlar, en geç altı ay içinde kendi kurumlarında niteliklerine uygun bir kadroya atanacaklar. Bu memurlar, kurumlarında atama imkanı bulunmaması halinde aynı süre içinde başka bir kurumdaki kadrolara atanmak üzere Devlet Personel Başkanlığı’na bildirilecek. Bunlar, atama işlemi yapılıncaya kadar kurumlarında niteliklerine uygun işlerde çalıştırılacaklar ve yeni bir kadroya atanıncaya kadar eski kadrolarına ait malî haklardan ve sosyal yardımlardan yararlanmaya devam edecekler. Diğer kurumlara atanmak üzere bildirilen memurların tespit edilen kadroya, Devlet Personel Başkanlığı tarafından 45 gün içinde ataması teklif edilecek. Devlet Personel Başkanlığı tarafından gönderilen atama teklif yazısının atamayı yapacak kamu kurum ve kuruluşuna intikalinden itibaren 30 gün içinde bu kurum ve kuruluş tarafından atama işlemlerinin yapılması zorunlu olacak. Memurlar bu uygulamaya ciddi tepki veriyor.
***
Memurlar neler istiyor?
• Bir okurumuz “Erkek memura 10 gün doğum izni verilmesi yerine doğum yapan kadınların doğum izni 5-6 aya çıkartılsa daha iyi olur” diyor.
• Yine bir işçi kardeşimiz diyor ki, “Memur babalara 10 gün doğum izni var da, neden işçilere 3-5 gün babalık izni verilmiyor. Kanunda bu da değiştirilse ne olur.”
• Vatandaşlara verdikleri hizmetlerin kalitesinden memnun olmayan bazı memurlar hizmet içi eğitim istiyor.
Emekliliğim İçin Ne Önerirsiniz? / Askerlik Borçlanması Son 1260 Güne Sayılır mı?
Soru: 15.10.1968 doğ. 1988-89′da 18 aylık askerliğimi yaptım. 03.02.1992’de başlayan SSK sigortalılığımda bin 170 günüm var. Emekli olabilmem için ne önerirsiniz?
Ali Halit ÖZTOP
Cevap: Hem gün eksiğini tamamlamak hem de bir yıl evvel emekli olmak amacıyla askerliğinizi borçlanmalısınız. Askerlik borçlanmasıyla 1990 yılına çekilen sigortalılık başlangıcınızla SSK’dan normal emeklilik bakımından 52 yaş ve 5 bin 525 güne tabi olursunuz. Son bin 260 günü SSK’lı olarak çalışılmak suretiyle 5 bin 525 günü tamamladığınız günden itibaren emekli olabilirsiniz. Şayet bundan sonra en az 660 günü çalışılarak ödenmiş olmak kaydıyla bin 890 gün daha prim ödeyip bırakırsanız askerliği de SSK’lı iken borçlanmak kaydıyla 15.10.2028’de 3 bin 600 günle yaştan emekli olabilirsiniz.
Soru: 04.02.1964 doğ. 01.05.1986′da başladığım SSK sigortalılığında 600 günü Eylül 2008′den sonra olmak üzere 2 bin 200 günüm var. 2008′den önce 2 bin 775 günlük Bağ-Kur sigortalılığım var. Nasıl emekli olabilirim? 18 ay askerlik borçlanması yapsam son yedi yıla sayılır mı? Varujan SAVUK
Cevap: Askerliğiniz sigortalılıktan önceyse borçlanmayla 01.11.1984′e çekilecek sigorta başlangıcınızla 48 yaş ve 5 bin 225 güne tabi olursunuz. Fakat askerlik borçlanmanız son yedi yıl hesabına girmez. Sigortalılıktan önce olmak şartıyla askerliği borçlanır ve 600 günlük SSK sigortalılığınızı 660 gün daha sürdürerek bin 260 güne tamamlarsanız 04.02.2012′de; 660 gün daha SSK’lı olup askerliği borçlanmazsanız 04.02.2013′te emekli olabilirsiniz.
Soru: 15.12.1963 doğ. 01.03.1994′te başladığım SSK sigortalılığımda 01.10.2008′e kadar 3 bin 320 günüm bulunuyor. 01.10.2008′den sonra da isteğe bağlı prim ödemeye devam ettiğime göre nasıl ve ne zaman emekli olabilirim? Nazife İPEKER/ANKARA
Cevap: 50 yaşını 23.05.2011′den sonra tamamlayabileceğinizden 3 bin 600 günle yaştan emekliliğiniz 58 yaşını dolduracağınız 15.12.2021 tarihinden önce olmaz. Şubat 2012 ayından sonra isteğe bağlı sigortalılığı kapatıp kalan süreyi bilfiil SSK’lı olarak çalışmak suretiyle tamamlarsanız 5 bin 675 günü tamamlayarak da normal emekli olabileceğinizi anımsatmak isterim.
Tam Gün’de kim haklı?
Bir yıldan fazla bir süredir sağlık camiasının gündemini Tam Gün Yasası oluşturuyor.Tansiyon kimi zaman yükseliyor, kimi zaman düşüyor. En son geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi’nin yasayla ilgili kısmi iptal kararı vermesiyle tansiyon yine zirve yaptı. Peki, nedir bu Tam Gün Yasası, sağlık camiasına ve vatandaşa neler getiriyor, yüksek mahkemenin verdiği iptal kararı ne anlama geliyor ve bundan sonra ne olacak? İşte bu soruların cevapları…
Tam Gün’e neden ihtiyaç duyuldu?
Ülkemizde nüfus başına düşen hekim sayısı maalesef yetersiz. Dolayısıyla var olan hekim kaynağımızı en verimli bir şekilde kullanmak arayışları sürüyor. İşte bu yüzden hükümet, mevcut hekimlerin kamu görevi yanında muayenehane açarak dar bir paralı hasta grubuna değil geniş halk kesimlerine hizmet vermelerini istiyor. Tam Gün Yasası da hekimleri ya muayenehane ya hastane diyerek tercihe zorluyor. Gürültünün ana sebebi bu.
Yasa ne zaman yürürlüğe girdi?
Tam Gün Yasası’nın kimi maddeleri altı ay önce yürürlüğe girdi. Kızılay’a ait sağlık kuruluşlarının Sağlık Bakanlığı’na devri, radyasyona muhatap sağlık çalışanlarının çalışma saatlerinin 5′ten 7′ye çıkarılması gibi hükümler bunlardan bazıları. Kimi hükümler 30 Temmuz 2010′da yani 10 gün sonra, kimi hükümler de 2011 başında yürürlüğe girecek. Bunlardan en kritik hüküm olan muayenehane kapattıran hüküm, kamu hastaneleri doktorları için 30 Temmuz 2010′da yürürlüğe giriyor. Aynı hüküm üniversite doktorları için altı ay sonra yürürlüğe girecek(ti).
Anayasa Mahkemesi kararı ne dedi?
Anayasa Mahkemesi, CHP’nin yaptığı başvuru üzerine verdiği kararda;
· Sağlık Bakanlığı’na bağlı kuruluşlardan çalışan hekimlerin ek ödemelerini düzenleyen maddeyi iptal etti ve bazı hükümlerin yürürlüğünü durdurdu.
· Üniversite doktorlarına muayenehane yasağı getiren maddeyi iptal etti. En fazla gürültü koparan madde buydu. Dolayısıyla öğretim üyesi doktorlar şimdilik rahatladı diyebiliriz.
· Doktorları kamu hastaneleri, özel hastaneler (SGK ile sözleşmeli), SGK ile sözleşmesiz hastaneler veya serbest meslek icrası tercihlerinden birisine zorlayan hükmü kısmen iptal etti. İşte Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) ihtilafa düştüğü karar da budur.
TTB’ye göre, doktorları kamu, özel veya serbest meslek icrasından birini tercihe zorlayan maddenin kısmen dahi olsa iptal edilmesi, kamuda çalışan doktorlar için muayenehane işletebilme veya ek iş yapabilme anlamına geliyor. Sayın Akdağ ise 30 Temmuz’dan sonra ek iş yapan, muayenehanesini kapatmayan doktoru yakarım diyor.
Gelelim bizim görüşümüze; bize göre Anayasa Mahkemesi kamuda çalışan doktorlara muayenehane veya ek iş yapmanın yolunu aç(a)mamıştır. Zira buna dair düzenlemenin birinci fıkrasında yer alan “…bentlerden yalnızca birindeki…” ibaresini iptal etmiş ancak aynı düzenlemenin ikinci fıkrasındaki “Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir” hükmüne dokunmamıştır. Dolayısıyla 30 Temmuz 2010 itibariyle bütün kamu çalışanı hekimler, muayenehaneleri de dahil olmak üzere bütün ikincil işlerini bırakmak zorundadırlar. Zira bunlar sadece kamu kurum ve kuruluşlarında çalışabilecekler. Ancak TTB’nin tavrına bakılırsa, bu konudaki gürültü önümüzdeki süreçte de bitmeyecek gibi görünüyor.
