tumblr hit tracking tool

Archive for Ekim, 2010

25 yılı doldurup işten çıkabilir miyim?

Soru: Sadettin Bey ben 03.03.1968 doğumluyum ve 03.03.1986 SSK girişliyim.Şu an hâlâ çalışıyorum fakat işyerinde bazı sıkıntılar yaşıyorum. 25 yılımı doldurup işyerinden kıdem tazminatımı ve diğer haklarımı da alarak ayrılabilir miyim? Sonra başka bir işyerinde SSK’lı olarak tekrar çalışabilir miyim? ssk sorgulama

C.D.

Cevap: Değerli okurum, iş mevzuatı kapsamında, emeklilik için yaş hariç diğer şartları (sigortalılık süresi ve prim günü) yerine getiren çalışanlara kıdeme bağlı hakları alarak işten ayrılma hakkı verilmiştir. Bunun için önce SGK müdürlüğünden ‘Kıdem tazminatı alabilir’ yazısını alacak ve işverene vereceksiniz. İşveren de bu yazıya istinaden, kıdem tazminatı ve benzeri haklarınızı ödeyecektir. Fakat bu yazıyı alabilmek için 25 yıllık sigorta sürenizi doldurmanıza gerek yok. 15 yıl ve 3600 günü doldurarak da aynı haktan yararlanabilirsiniz. Yani 2011/Mart ayını beklemenize gerek yok.

Öte yandan, mevcut işyerinizden kıdem tazminatınızı alarak ayrıldıktan sonra başka bir işyerinde tekrar çalışmaya başlayabilirsiniz. İş mevzuatında buna engel bir hüküm bulunmuyor.

Annem doğum borçlanması yapmalı mı?

Soru: Sadettin Bey, benim sorum annemin doğum borçlanmasıyla ilgili. Annem 1942 doğumlu. 03.03.1999 tarihinde SSK girişi var. 3600 prim gün sayısını doldurdu. Ancak emekli olabilmesi için işe girdiği tarihten itibaren 15 yıl geçmesi gerekiyor. Annem için doğum borçlanması yapsak bu 15 yıla etkisi olur mu? Emeklilik hakkı kazanır mı? Vereceğiniz cevap için şimdiden teşekkür ederim. Ahmet Aydın

Cevap: Ahmet Bey, anneniz için ‘Doğum borçlanması yapmalı mı’ sorusundan önce, ‘Yapabilir mi’ sorusuna cevap vermemiz gerekiyor. Annenizin doğum veya doğumları muhtemelen 1999 yılından önce olsa gerek. Evet, doğum borçlanması yapabilse, 15 yılın tamamlanmasında faydası olur. Ancak SGK, sigorta başlangıcından önceki doğumları borçlandırmadığından, anneniz doğum borçlanması yapamaz. Dava yoluna başvurursa belki hak kazanabilir. Fakat dava sonuçlanıncaya kadar da emeklilik tarihi zaten yaklaşmış olur. Tercih sizin, ya bekleyeceksiniz ya da iş mahkemesine gideceksiniz.

Bir engelli babasının serzenişi!

Bir okurum, engelli çocuğuna sosyal güvence kapsamında tekerlekli sandalye alabilmek için verdiği mücadeleyi yazmış. Engelli babasının serzenişini şöyle;

“Sadettin Bey;

Ben özel sektörde öğretmen olarak çalışan biriyim. 7 yaşında ağır özürlü bir oğlum var. Tekerlekli sandalye ihtiyaç oldu. Biz de fizyoterapistin de yönlendirmesi ile özel yapım bir tekerlekli sandalye yaptırmak istedik. Bu iş için rapor ve reçete gerektiğini öğrendik. Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi’ne gittik. Oradaki yetkililere ve doktorlara sorarak uzun uğraşlar sonucu raporu ve reçeteyi istendiği gibi aldık. Tabii bu arada oradaki yetkililer ve doktorlar tekerlekli sandalye için nasıl rapor düzenlenir bilmiyorlar. Sandalyenin yapımı 1 ay sürüyor. Sandalyemizi aldık. Faturamızla Fındıklı SGK’ya gittik. Ama orada çok garip bir şey oldu. Raporda ‘özürlüler için sağlık kurul raporu’ yazdığı için kabul edilmedi raporumuz. Sadece ‘sağlık raporu’ yazması gerekiyormuş. Oysa raporda tekerlekli sandalye ihtiyacı olduğuna dair ibare de var. Bunun yanında reçetemizde sandalyenin özellikleri de yazıyor. Ayrıca fatura ile reçetenin arasında en fazla 5 gün olması gerekiyormuş. Bu nasıl olabilir? 5 günde tekerlekli sandalye nasıl yapılabilir? Bu rapor için bir haftamızı verdik. Ben bir hafta daha nasıl uğraşacağım? Daha önceki işleyişin değiştiğini hastane yetkilisi bilmiyorsa ben nereden bileceğim? Benim gibi birçok insan var mağdur durumda olan. Devlet bir taraftan referandum ile özürlülere kanun çıkarıyor. Bir taraftan da işkence yapıyor. Lütfen yardımcı olun. Bürokrasiden bıktık artık. İsmimi açık olarak kullanmazsanız sevinirim. N. D.”

Not: Okurlarımızın sorunlarına veya şikâyetlerine burada yer vermede amacımız, herhangi bir kurum ya da kişiyi afişe etmek değil sorunların kalıcı çözümüne katkı sağlamaktır.

Kaynak:Bugün Gazetesi

Bağ-Kur’lu özürlü erken emekli olabiliyor

Perşembe günkü “1 gün erken giren, 4 yıl geç emekli oluyor” başşlıklı yazıma çok sayıda okurdan teşekkür mailleri aldım. Bir kısım okurlarımız, Bağ-Kur’lular da özürlü emekliliğinden yararlanabiliyor mu diye soruyor.

Daha önce özürlü emekliliğinden yararlanamayan 4/b (Bağ-Kur) sigortalıları da aşağıdaki tabloya göre emekli olabilecek.

Bağ-Kurlu özürlü rapor oranı ve derecesi

1. Derece II. Derece III. Derece

(% 80+) (% 60-79) (% 40-59)

15 yıl- 3960 gün 6 yıl- 4320 gün 8 yıl- 4680 gün

4/b sigortalıları için 01.10.2008 tarihinden sonra talepte bulunanlara, koşulların yerine gelmesi halinde aylık bağlanacaktır. Bu sigortalılardan talepte bulunanların, Kanunun yürürlük tarihinden önce alınan sağlık kurulu raporları dikkate alınmayıp, öncelikle hastaneye sevk işlemleri yapılarak, bunların yeni tarihli sağlık kurulu raporları değerlendirilmek üzere Kurum Sağlık Kurulu’na gönderilecektir.

Anne-babaları zora koşmayın

Büyükler bir anne ve baba için hayattaki en büyük acının, evladının ölümünü görmesi olduğunu söyler. Gerçekten de bu büyük acıyı anlamak çok zor. İşte bu acıyla yanan anne ve babalara da bir darbe de SGK’dan geliyor. SGK mevzuatına göre, 06.08.2003 tarihinden önce vefat eden sigortalıların anne babalarına çocuklarından dolayı ölüm aylığına başvuruda bulunmaları halinde SGK Kontrol Memurlarından sigortalının vefat etmeden önce anne-babasının geçimini sağlayıp sağlamadığı ile ilgili olarak araştırma yapılması isteniyor.

Bu tarihten sonra vefat eden sigortalılar için anne-babaya maaş bağlanmasında aranan şartlar değişti. Ancak SGK 06.08.2003 tarihinden önce vefat eden sigortalılar için halen eski kuralı uyguluyor ve denetim yapılmasını istiyor. Bu tarihten sonra vefat eden sigortalılar için ise denetime gerek olmadan işlem yapıyor. Dolayısıyla 06.08.2003 tarihinden önce vefat eden sigortalıların anne-babaları mağdur duruma düşüyor ve çoğuna maaş bağlanamıyor.

Sigortalının ölüm tarihi 06.08.2003-30.09.2008 tarihleri arasında ise bu kez sigortalının sağlığında anne-babasının geçiminin sağlayıp sağlamadığı üzerinde durulmaksızın 4958 sayılı kanun hükmü gereği artan hisse bulunması halinde aylık bağlanmaktadır. Sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına bağlanması gereken aylıkların toplamı, sigortalıya ait aylıktan aşağı olursa, artanı, eşit hisseler halinde, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına aylık olarak verilmektedir.

Yargıtay SGK’nın ölümün 6.8.2003 öncesi olması halinde geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı araştırmasının ve sağlamamışsa aylık bağlanmamasını isabetli bulmamaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bir kararında (E. 2006/10-367, K. 2006/386, T. 14.06.2006 sayılı) “506 Sayılı Kanunun ana ve babaya gelir bağlanmasını düzenleyen 24. maddesinin, gerek ölüm tarihinde, gerekse yargılama sırasında yürürlükte olan yasalardan lehe olanının uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.” denilmektedir.

Bir başka Yargıtay kararında (Yargıtay 10. HD. E. 2005/8048, K. 2005/11724, T. 15.11.2005) “Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2005 tarih 2005/10-183-241 Sayılı Kararı da gözetilerek 4958 Sayılı Kanunla yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 06.08.2003 tarihini takip eden aybaşından başlayarak ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” Hükmü verilmek suretiyle 06.08.2003 tarihini takip eden aybaşından başlayarak ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Hukukun genel bir kuralı vardır ve mevzuat değişikliğinde kişinin lehine olan hangisi ise o uygulanır. Ama maalesef SGK her zaman kendine yontuyor. Anne ve babaların bu mağduriyetlerini de SGK gidermelidir.